ON
YÜZ BİN EKOL:
EROL BÜYÜKBURÇ
1936 yılı Cumhuriyet çocuğu olmak isteyen
her yurttaşımızın doğmak isteyeceği bir tarih dilimi... Hele hele bu çocuk
Adanada doğuyor ve babasının bir Fransız şirketinde çalışmasından dolayı
çocukluğunun önemli bir bölümünü Halepte geçiriyorsa, hayatın ona getireceklerini
kestirmek biraz zor olabilir. Akdeniz havzasının güneyinde doğup, modern
Türkiyeden kendi modernitesini Fransız kasesinde yaşayan sabık 1001 gece
şehrine doğru seyir alan çocukluğunu geçirmek Büyükburçun zihinsel serüvenindeki
kuralsızlığın temellerini atmıştır.
Araplık, Fransızlık ve Türklüğün bir arada
yaşanabildiği dönemde herkesi bir potada eriten modernitenin Büyükburçun
eklektik kimliğinde düzenleyici ve hatta dizginleyici bir rolü olduğu söylenebilir.
1951 yılında lise tahsili için geldiği İstanbulda
kurduğu ilk grubuyla (Şevket Uğurluel, akordeon; Kanat Gür, gitar; Salim
Ağırbaş, davul; Metin Ersoy ve Erol Büyükburç, solist) Florya plajında
müzik yaparken İstanbulda, Halepte provasını seyrettiği kozmopolitik
yapının en şenlikli formunu idrak eder.
Amerikan askerlerinden edinilen 78 devirli
plaklarla batı müziği konusunda kendini biçimlendirdiği 50li yıllarda
hayatının dönüm noktalarından birini İsmet Sıral Orkestrasının solisti
olarak yaşar. Bu orkestrada kalmasını sağlayan şarkı Frankie Laine yorumuyla
popüler olan Jezabel adlı şarkıdır.
İsmet Sıral sonrasında askere giden Büyükburç,
Urfa Orduevinde şarkı söylerken Leyla Sayarla tanışır. Askerlik dönüşünde
Leyla Sayarın desteği
ile İstanbulun klüp çevrelerinde ismini duyurmaya
başlar. Kendi adına kurduğu ilk orkestrası Erol Büyükburç Vokal Grubu ile
Four Lads, Platters tarzı vokal müziğinin ve doo-wopın Türkiyedeki öncü
uygulayıcısı olur.
Bir süre sonra sözkonusu ekolün Türkiyeli
bir bestecide karşılığını bulduğu ilk ürünleri verir. Bu kapsamda zamanında
sahipliği konusunda
tartışmalara neden olsa da ilk kez tango ve foxtrot
harici batı popu tarzında bir beste ile gündeme yerleşiverir: Little Lucy.
Odeon tarafından 1961 yılında 78lik plak olarak basılan bu şarkıyı Kiss
Me, Lovers Wish, Memories adlı besteler takip etti. Bu dönemde yanında
Rüştü Kurtuluş, Nüceyim Fener, Kadri Ünalan, Nejat Alpay, Altan İrtelden
oluşan bir kadro bulunmaktadır.
1962 yılında Kadri Ünalanın Başar Tamer
ve Gönül Turgut solistliğinde kendi orkestrasını kurması üzerine Erol Büyükburçun
Şerif Yüzbaşıoğlu orkestrası ile Hilton gibi lüks
mekanlarda çalıştığı
bir başka dönem yaşanır.
1963 yılında Robert Kolejde düzenlenen Boğaziçi
Müzik Festivalinde En iyi Şarkıcı ve En İyi Şarkı ödüllerini kazandı.Bu
yarışmada Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestrası eşliğinde Adieu Mon Pays şarkısını seslendirir.
1964 yılında Erol Büyükburçun Şerif Yüzbaşıoğlundan
ayrılmasının ertesinde kurduğu ilk grupta piyanoda Necdet Karar, basta
Çarli, elektro gitarda Cüret Işıközlü'nün bulunduğu bir kadro ile çalışır.
Aynı yıl Belgradta yapılan Balkan Melodileri Festivalinde Milli Orkestra
ile sahne aldıktan sonra orkestrası yepyeni bir şekil alır. Orkestranın
yeni biçiminde Erol Büyükburç
dışındaki diğer solist 1939 doğumlu Ayferi,
piyanist 1929 doğumlu Altan İrtel, baterist 1936 doğumlu Çetin Çalışır
ve basçı 1937 doğumlu Işık Tapan ve gitarist 1940 doğumlu Yurdaer Doğuluydu.
Yeni orkestrasıyla Erol Büyükburç'un folk düzenlemeleri ve giderek kendi
bestelerini öne çıkararak ikinci çıkışın eşiğine yaklaşıyordu.
2 Eylül 1964 yılında düzenlenen 1.Balkan
Festivalinde ilk kez ülkemizden bir milli orkestra oluşturuldu. Bu orkestrada
pianoda Selim Özer (aynı adlı orkestradan), tenor saksta Erol Erginer (Kanat
Gürden), gitarda Yurdaer Doğulu (Erol Büyükburçun orkestrasından), basta
Alper Feyman (aynı adlı orkestradan) ve bateride Vasfi Uçaroğlu (Müfit
Kiper, Hisar 6dan) gibi ülkenin yetenekli müzisyenleri yer alıyordu.Yarışmanın
solistleri ise Erol Büyükburç, Tülay German ve
Tanju Okan'dı. Büyükburç'un
repertuvarı, Kara Tren, Kapı Önünde Durdum, Kara Kaş Gözlerin Elmas,Tamo
Tamero ve Little Lucy'den oluşuyordu.
Bu yarışmada en iyi şarkıcı seçilen Büyükburç,
1965 yılında yeniden Boğaziçi Müzik Festivalinde en iyi şarkıcı ve en
iyi orkestra ödüllerini kazandı. Bu yarışmada Altın Tasta Üzüm Var adlı
bir kantonun popüler batı müziği izdüşümünde yeniden üretimi niteliğindeki
bir bestesini seslendirdi.
1965 yılında ikinci defa Balkan Halk Şarkıları
yarışmasına katılan milli orkestranın o yılki kadrosu piano ve orgda Şerif
Yüzbaşıoğlu, gitarda Yurdaer Doğulu ve Ersin Ünlüsoy (Kanat Gür çalıştığı
yerden izin alamadığı için yerine girmişti), bateride Vasfi Uçaroğlu, basta
Alper Feyman, vokalde Ayla Dikmen, Başar Tamer ve Erol Büyükburç şeklindeydi.
O yıl Burgazda yapılan Balkan Melodileri
Festivalinde birinciliğini sürdüren Milli Orkestra şu şarkıları sunmuştu:
Erol Büyükburç'un söylediği Adanalı, Halimem, Granada, Sinner Man ve RocknRoll
Music; Ayla Dikmen'in söylediği Niksarın Fidanları, El Porompompo, Fongetto
Mani, El Besso, Ho Capito, Che Tiamo, Başar Tamer'in söylediği Eminem,
Çarşıya Kiraz Geldi, Oy Farfara...
1965 yılında Yurdaer Doğulunun kendi
orkestrasını
kurması üzerine Erol Büyükburç, bir sonraki yıl içerisinde Star Plaktan
Pathé şirketine transfer olmuş ve plaklarıyla devleştiği bir döneme girmişti.
Dönemin bir iki değişiklikle sürekli Büyükburç kadrosu ise gitarda Cenk
Taşkan (1970'lerin ikinci yarısında Mehmet Teoman'la ortak şarkı üretimini
yapacak ve böylelikle Nükhet Duru'yu lanse edenlerden biri olacaktı), basta
Berç Kürkçü, bateride Altan Severcan, pianoda İrfan Esentaş, klarnet ve
saksofonda ise Önder Baliden oluşuyordu. Bu kadroyla Zeynebim, Kızılcıklar,
Altın Tasta Üzüm Var gibi hit olmuş pek çok şarkısını Pathéye plak olarak
hazırlamış, Uçun Kuşlar ve Pınar-Fadime gibi şarkılarda hem elektro
hem de akustik bağlamaya müziği içerisinde partisyon vermişti. Aynı zamanda
her anlamda yerli ilk Türk pop şarkısı olan Ağlarımı piyasaya sürmüştü.
Türk müziğinin swing formunda yeniden üretimini bu plakla denenmişti.
1966 yılı aynı zamanda Erol Büyükburçun
kendi halkla ilişkiler işlevini tutarlı bir biçimde sürdürmeye çalıştığı
bir dönemdi. Nitekim 1966 yılında hazırladığı bir tanıtım broşüründe kullandığı
Erol Büyükburç-Getirdiği Yenilikler üst başlığından itibaren yenilik
adına zaman zaman absürditenin sınırlarını zorlasa da alabildiğine taze
soluk peşinde bir enerji adamı formatındadır. 1968 yılında Altın Şarkılar,
1969 yılında ise Yasemin LPlerini yapar. Kırık Kalp, Yasemin, Gözlerime
İyice Bak, Gel Gir Koluma gibi popüler müziğimizin ilk hit şarkılarını
Ümit Eroğlu (Yurdaer Doğulu, Şerif Yüzbaşıoğlu) düzenlemeleri ile yapar.
1968 yılında gerçekleşen FİTAŞ konseri ile
Büyükburç, karizmasının doruğuna ulaşır. Öte yandan Kırık Kalp ve Yaseminin
Türkçeden düz bir mantıkla İngilizceye aktarılmış halleriyle hatalı bir
evrenselleşme hareketine giren Büyükburç, kanımca halen sürdürmekte olduğu
bir hatanın da ilk adımlarını atar: Büyükburç artık her il için bir şarkı
yapmaya sebat etmiştir. İlk ürünler: Güzel İzmir, Ver Elini Ankara ve İstanbuldur.
İlk iki şarkının bulunduğu plaklar 1969 yılında Pariste Pathe Marconi
Stüdyo Orkestrası ile kaydedilir. Böylelikle Büyükburç ilk Stereo plağını
da yapmış olur.
1969 sonlarına doğru Patheden ayrılan Büyükburç,
1966 yılında yaptığı ilk filminden bu yana birlikte çalıştığı Hulki Sanerin
şirketi Saner Plaka geçer. 10 dakikada 2 beste yapıldığı ve hatta bu bestelerin
de film setinde yapıldığı bir başka döneme girer. Tatavla adı verilen bu
tarzda, Fıstık Gibi, Şiir Gibi Kızdı O, Berduş, Mürüvvet, Aldandım, Bir
Başkasını Sevemem
Sevemem adlı şarkılarını plak yapar. Popülaritenin ve
tirajının en tepelerinde dolaşırken müziksel sofistikasyonunu kaybettiğine
şahit oluruz.
Bu gidişata son verme adına 1971 yılında
Feryat adlı plağını yapar. Yalan Gözler ve Yasemin gibi plaklarda kız vokal
grubunu deneyen Erol Büyükburç, bu kez erkek vokalini kullanarak psychedelic
orotoryo havasında seyreden bu çizgidışı plağını yapar. Dinleyici profili
1969-71 arasında tamamen değişmiş olan Büyükburçun bu plağı malum dönemde
yaşanan boyutta bir satış tutarını yakalayamaz.
Sonrasında Esin Engin düzenlemeleri ile
arada Turist Ömer Boğa Güreşçisi (1972) filminde söylediği Manolyanın
da bulunduğu bir grup plak yapar. Bu dönemde Bağlamamım Telleri ve Gözler
şarkılarının da içerisinde bulunduğu Burcu Burcu adlı EPyi de hazırlayarak
Anadolu Pop tarzında da varlığını hissettirmeye başlar. Öte yandan Anadolu
Rockın en hızlı zamanı yaşanmakta ve Büyükburç, kurucularından biri olduğu
bir türün yabancısı gibi algılanmaktadır. Özellikle Berduş, Kırık Kalp
gibi plakların ardından yapılan Hekimoğlu, Dadaş gibi plaklar furyadan
yararlanan her hangi bir şarkıcının plakları ile aynı muameleyi görmekteydi.
Tüm olumsuzluklara rağmen, Büyükburç umudunu
yitirmeden ve zaman zaman küçük başarılar elde ederek yoluna devam eder.
Görüntü itibarı ile glam rock sularında yüzen Erol Büyükburç, müziği o
denli sert olmasa da yozlaşmamış bir Anadolu Rock şarkıcısını plaklarda
sürdürürken, sahne de Tom Jones, Engelbert Humburdick uzantısı bir çizginin
temsilcisi olur.
Anadolu Rock söyleyen Büyükburçun arkasında
artık bir orkestra değil, grup formatında bir oluşum vardır. Tıpkı Cem
Karaca& Kardaşlar, Barış Manço & Kurtalan Ekspres gibi onun da
ismi Erol Büyükburç ve Elçilerdir. Duruma göre Elçiler ismi 6-7 Elçi gibi
numerik ifadelerle anılsa da kadrodaki hızlı değişimler sonucunda Elçilerde
karar kılınır. Grup, Ohannes Kemer, Özer Şenay, İrfan Avcı, Fevzi Mumkale,
Melih Binzet, Faruk Dayıoğlundan oluşan kadro ile Dadaş gibi gayet psycehedelic
bir plağa imza atar. Bu kadro ile 1972 yılında Londra Palladium Konser
Salonunda pembe incili kaftanı ile sahne alır. Aynı yıl MAM şirketiyle
anlaşma yapar ve şirketin şarkı yazarı Les Reedden İngilterede yapacağı
plak için repertuar alır. Ancak 1973 yılında çıkan petrol krizi nedeniyle
İngiltere projesinin devamı gelmez.
Palladium macerasının akabinde Elçiler grubu
farklı müzisyenlerle yoluna devam eder. Grubun seyir defterine Nihat Örerel
(Bunalımlar, Mesut Aytunca & Siluetler, Erkin Koray), Aydın Çakus (Bunalımlar,
Haramiler, TER, TANK, Kardaşlar) gibi gayet sert bir psychedelic rock formunu
benimsemiş müzisyenler imzalarını atarlar. Vur Zilleri, Çökertme, Hekimoğlu
gibi plaklar bu dönemin eserleridir. 1973 yılında sahnede bilindik Erol
Büyükburç vokaline sert bir biçimde eşlik edip, Erol abilerinden herhangi
bir kısıtlama görmeyen müzisyenlerin bulunduğu demokratik bir Elçiler kadrosunu
oluştururlar.
Büyükburçun son Elçiler plağı ise Takvimdeki
Günlerdir. Bora Ayanoğlunun müzik piyasasının can simidi niteliğinde
olduğu bir dönemde Takvimdeki Günler ve hemen akabinde Süheyl Denizci eşliğinde
doldurduğu Zambaklar Açarken plaklarını yapar.
Bu plakların yapıldığı dönemde ise Efsaneler
adını verdiği yeni grubunu kurmuştur. Ancak grubun tam anlamıyla müziksel
bütünlüğe ulaşamaması, kullanılan enstrümanların yetersizliklerinden dolayı
plaklarda İstanbul Gelişim Orkestrası ile çalışmaya başlar.
Aynı dönemde müzik piyasasında henüz yeni
olan Çiğdem Talu ile 1973 sonlarına doğru işbirliğine yönelir. Bunlar aynı
zamanda Talunun ilk ciddi şarkı sözü çalışmalarıdır. Müzik piyasasındaki
etkinliğini yitirmeye başlayan Saner Plaktan ayrılan Büyükburç, Çiğdem
Talu ile Diskotür şirketine Elele-Dudaklarımda Şarkısın plağını yapar.
Hemen akabinde Gençlik Şarkısı (Bilinen adı ile Haydi Gençlik Hop Hop Hop)
plağı ile eski günlere dönmeye namzet bir Erol Büyükburç portresi çizer.
Öte yandan Büyükburç ile Talunun ortaklığı
yalnızca iki 45lik plak boyunca devam eder. Bir süre plak yapmaz, öte
yandan Almanyada yayınlanan kasetlerde bulunan TV için İstanbul Gelişim
eşliğinde doldurduğu Eğlence Başlasın mı? şarkısıyla gençliğin şarkıcısı
olma idealini sürdürür. İlk Kadrosunda Cihat Günaydın (Mavi Işıklar) gibi
usta bir gitaristin bulunduğu Efsaneler, 1975 sonlarında Çetin Çiftçi,
İrfan Avcı, Selçuk Ünver, Cavit İlgün, Sacit Aydın, Nusret Baran gibi isimler
eşliğinde geç dönem psychedelic başyapıtı Allahım Beni De Gör plağını
yapar. Bu plak arka yüzünde bulunan popülist Civciv Çıkacak Kuş Çıkacak
şarkısının etkisiyle potansiyel dinleyicilerin gözünden kaçar.
Bulunabilme olasılığının nispeten düşük
olması ve HEY listelerinde ilk 20 içerisinde yer almamasından yola çıkılarak
Büyükburçun son 45liğinin fazla bir satış yakalayamadığını söylebiliriz.
Sözkonusu plağın ardından 1977 yılına kadar
Erol Büyükburç Kader Rüzgarı, Ah Bu Sevda filmlerini yapar. Bu filmlerden
ikincisi ile aynı adı taşıyan şarkısı Almanya Minareci Firması çıkışlı
kasetlerde yer alır.
1977 yılında Hop Dedik adlı LPsini tamamen
Efsaneler eşliğinde hazırlar. Pop ve rock düzleminde üretilmiş şarkılar,
minimalist müziksel yürüyüşler ile Hop Dedik grubun kolektif beste üretimine
geçebildiği, Büyükburçun ise basit de olsa şarkı sözü yazarına ihtiyaç
duymadan beste yapabildiği bir albüm olmuştur. Yani Büyükburçun bütüncül
şarkı yazarı kimliğinin ortaya konulması ve gelecekteki popüler Türk müziğinin
kehanetini içermesi yönünden de ilginç bir çalışmadır.
Ensemble olarak dorukta olduğu bir dönemde
Efsaneler grubu dağılır. Efsanelerin hemen ertesinde 1977 yaz sonunda
doğan kızı Evrenin ismini verdiği Evren grubunu kurar. Metin Özülkü, Cem
Bezeyiş, Sabahattin Taşdöğen, Aziz Göksel gibi isimlerin bulunduğu grup
ile önce Bağcan ailesinin Değişim adlı şirketi ile anlaşır. Akabinde Edessa
bünyesine girerek 1978 yılında İşte Özüm İşte Sözüm adlı bir Lpnin çalışmalarına
başlar. Bu plak, çeşitli nedenlerle ancak 1983 yılında yayınlanabilir.
1978-79 yılı arasında Evren grubu farklı
bir format içerisine girer ve Nejat Yavaşoğullarının da dahil olduğu farklı
bir kadroyla ARI Yapım bünyesinde yalnızca TRTde yayınlanmış olan Jezabel,
İstanbul Not Constantinapole, Aşk Dediğin Bu Muydu, Dur Dur Gitme Gibi
Kayıtlar yapılır.
1979-1980 yıllarında eşi Emel Büyükburç
için hazırladığı Çapraz Showa mesaisini ayırırken, bir yandan da Müzikte
Ekolleşmeye Doğru adlı kitabını hazırlar. Bu kitap bünyesinde müzikte
belirlediği belli başlı ekoller konusunda hazırladığı makalelere ve her
ekol için hazırladığı şarkı sözleri ve bestelerine ilişkin bilgilere yer
verir.
1982 yılında BİP plaktan çıkan Dünya Durdukça
adlı LPi bu kitabın seslendirilmiş biçimi gibidir. Nitekim plak Büyükburçun
tango, kanto, disko, pop gibi ekoller arasında kendi rengini ortaya koyma
gayretinin özetidir. Nitekim bu plakla birlikte Büyükburç illere beste
yapmanın yanı sıra ekollerin ve alt ekollerin izini sürme gibi yeni bir
üst idealin sahibi olur.
Büyükburçun bu plağı istenilen satış rakamına
ulaşamasa da 1977 yılından o zamana kadar albüm yapmamış olan bir müzisyenin
80lerin kuşağı tarafından da tanınmasını sağlaması açısından da kilit
bir rol üstlenir. Ancak bu tanınma durumu 1985 yılının Gençlik Yılı ilan
edilmesi vesilesiyle TRT için hazırladığı Gençlik Şarkıları başlıklı çalışmada
her ne kadar Biz Değil Miyiz? gibi bir TRT hiti çıkarsa da onun giderek
belirli gün ve haftalar şarkıcısı olarak kemikleşmiş bir duruşun simgesi
olmasını engelleyemez.
1992 yılına kadar futbol takımı şarkıları,
illere yönelik şarkılar, çocuk şarkıları, belli vakıflara yönelik hazırlanmış
marşlar, kendi hazırladığı kukla karakterleri ve kukla oyunları için hazırladığı
şarkıların ağırlıklı olduğu bir üretim sürecine girer.
O dönemde yaptığı ve TRT dışında dinleyicisiyle
buluşmamış bir demoyu takriben 1989 yılında Tuğrul Karataş ile hazırlar.
Resmine Bakıyorum isimli demoda chanson formatını yeniden sahiplenmiş
bir Erol Büyükburç görürüz.
1992 yılında ise baştan sona kitsch ilk
Erol Büyükburç albümü, Aman Kızları Metin Özülkü ile birlikte yapar.
Türk Pop müziği garabetinin yeni patladığı dönemde ortama ayak uydurmaya
çalışan bu albüm onu görselliği ile bir kimliği ifade etmekle birlikte,
müziksel duruşu tahmin bile edilemeyen bir şarkıcı eskisi konumuna oturur.
Bu konum 90ların ikinci yarısında Hüner
Coşkuner ile birlikte yaptığı EP ile daha da pekişir. Eski müziksel materyallerin
tüketime uygun biçimde yeniden şekillendirildikleri nostalji çağında
ise genele uyum sağlar ve Bir Ömrün İmzası albümüyle kendi come backini
gerçekleştirmeye çalışır. Ancak bu kez varolan şarkılar zihinlerdeki yerini
kaybettiği ve bu şarkıları dinlemek isteyenler için sahaflarda halen tertemiz
Erol Büyükburç plakları bulunduğu için bu denli korkunç ve sound kaygısı
gözetilmeden yapılmış düzenlemelerle bu albüm ne İsaya ne Musaya yaranabilir.
1990-2007 arasındaki süreçte Erol Büyükburç,
TRT için tango emisyonları yapar, yabancı şarkılara Türkçe söz yazıp seslendirir,
turistik programlar yapar, resim yapar, vecize yazar, çocuk şarkıları ve
iller ile ilgili şarkılar yapmaya devam eder. Öte yandan Büyükburç içinden
geleni yapan bir şarkı yazarı kimliğinden sıyrılıp, kendi oluşturduğu sipariş
katalogundaki kategorilere birileri check atmış gibi ısmarlama bir üretkenliği
benimsedi. Böylelikle ne Büyükburç nostalji tacirlerinden sıyrılıp sanatçı
kimliğini dolaysız bir biçimde ortaya koyabildi, ne de kendisi bu kimliği
hatırladı.
Münir Tireli (Munimonde)