• Anadolu Pop
  • Anadolu Pop
  • Anadolu Pop

Gökçen Kaynatan

PDF
Yazdır
e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.
Çarşamba, 13 Mayıs 2009 15:11

Ülkemiz müziği, bulunduğumuz coğrafyanın etkisinden midir bilinmez, sürprizlere açık bir yapıya sahip olmuştur. Bu kapsamda her biri kendine özgü, müziği seçilebilir bir babalar topluluğu musikimizin içinden koşar adım geçmişler; ancak kurumsallaşmamış bir müzik piyasasının cilveleri olarak pek azı günümüz dinleyicisine layıkıyla (yani kaydın master bandı ve kayıt notları ile remasteringden geçmiş ve piyasaya düzgün bir dağıtım ağıyla sürülmemiştir.) sunulabilmiştir.

Bizim de Gökçen Kaynatan gibi çok yönlü bir sanatçı ile ilgili bildiklerimiz yayınlanmış 4 45’lik ve tesadüfen ulaştığımız yayınlanmamış musique concrete tarzı kayıtların dışına pek çıkamıyor. Bu yüzden 1960’ların ve 1970’lerin dergileri üzerinden sürülen izler, minik görüşmeler ile şeffaflaştırılmaya çalışılan bir isme mümkün olduğunca gerçeklik kazandırmaya çalışacağız.

Gökçen Kaynatan 1939’da doğmuş, ilk müzik derslerini ablasının piyano öğretmeninden almıştı. Ses dergisinin aktarımıyla “klasik müzikten hoşlanmadığı için ağız armonikasıyla hafif parçalar çalmaya başlamıştı”. Kaynatan’ın sonraki enstrümanları ise kontrabas, gitar ve akordiyon çalmaya başlamıştı.

Gökçen Kaynatan’ın ismini ilk olarak Somer Soyata (Genç Denizciler) topluluğunun gitaristi olarak tanıyoruz. Somer Soyata (Erkan Gürsal), Güngör Yücel, Ersin Yüce, Durul Gence, Erkut Taçkın, Gürkan Birgütay, Eray Turgay, Targan Unutmaz, Vural Cantürk, Bülent Ateş, Aykan Karataş ve Yalçın Ateş gibi bir çok müzisyenin yetiştiği bir okul durumunda olan ilk rockn’roll grubumuzun rahle-i tedrisatından Gökçen Kaynatan da geçmiştir. Genç Denizciler sonrasında Kara Kediler ve Erkin Koray gruplarında çalan Gökçen Kaynatan, 1962 yılında Türkiye'nin ilk ve en etkin show orkestrası olan “Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları” grubunu/okulunu kurmuştur.

Grubun ilk kadrosu solo gitarda Gökçen Kaynatan, bateride Erdoğan Aktuğ, basta Mesut Aytunca ve gitarda Erol Bilem'den oluşuyordu. Basçı Aytunca, 1964 yılında kendi grubu Siluetler’i kuracak ve solo gitara geçiş yapacaktı; Erol Bilem ise gitardan basa geçecekti. Bu enstrüman transferinde Kaynatan’ın öğretici kimliği etkin olmuştur.

Bu bağlamda, Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları’nın, rock müziği açısından ikili bir fonksiyona sahip olduğu açıktır. Topluluk, hem muhtelif dönemlerde grup anlayışı içinde çalışmış müzisyenlerin toplandığı bir platform, hem de yeni kurulacak gruplar için tecrübeli eleman yetiştiren bir okul durumundaydı.

Cover çalan bu grubun şefi Gökçen Kaynatan dönemin diğer isimlerinden ayrılan müstesna bir sanatçıydı. Kaynatan, döneminin diğer müzisyenlerinden ayrı olarak alabildiğine uygulamacı bir tutumu sahiplenmişti. 1963 yılının Ağustos ayında Ses Dergisi’ne verdikleri bir röportajda Kaynatan, bizlere kendi imalatı olan bir teyp, bir eko ve amplifikatör ihtiva eden bir cihazla birlikte görünmektedir. Bu cihaz, elektronik düzenden sorumlu Işık Erbay tarafından bir nevi pratisyen Brian Eno rolü üstlenilerek, istenilen sesleri fonda vermek suretiyle kullanılıyordu.

Kaynatan’ın çalışmaları bununla da kalmıyordu. Kaydını kendisinin yaptığı konser performansından 45’lik yapmak (If I Had A Hammer), sahnedeyken projeksiyon gösterisi yapmak gibi...Bütün bu birikimler elektronik müziğe yöneldiği 1970’lerde koreografi, hikaye, müzik ve görsel efektli film kayıtları ile çok boyutlu bir sanatçı kimliği çizmesinde etken olacaktı. Bu anlamda, Kaynatan’ın bir nev-i happening (performans sanatı) icra ettiğini söylemek çok anlamsız olamayacaktır.

1963 yılında Kaynatan, bununla da kalmayarak bir elektronik müzik konseri vereceğini de müjdeliyordu.

Grubun 1963-1964 başı kadrosunda ikinci solo gitarda 1942 doğumlu Ertuğrul Özkan, ritm gitarda 1942 doğumlu Erol Bilem, basta 1944 doğumlu Mesut Aytunca, davulda 1937 doğumlu Samim Bükülmez yer alıyordu. Grubun solistleri ise Apaşlar grubundan Sadık Bütünley ile 1944 doğumlu Bilge Su Duru (Erenus) idi.

Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları’nın konserleri olaylı bir şekilde başlayıp olaylı bir şekilde bitiyor ve grup tam anlamıyla gençliğin dinamizmini bünyesinde barındıran bir ekip olarak karşımıza çıkıyordu. Nitekim, topluluğun 11 Eylül 1964'de verdikleri bir konserde salonun bütün sandalyeleri izleyenler tarafından coşku içinde kırılmıştı. Dinleyicilerinin neden olduğu zararı yaptıkları kontrat uyarınca ödemek zorunda kalan grubun 1964 sonu kadrosu ise bas ve ritm gitarist ile solistlerin Siluetler’e transfer olması nedeniyle alabildiğine farklı bir biçime dönüşmüştü. Yeni kadroda; Gökçen Kaynatan (solo gitar),Osman Onur (solist), Muzaffer Gür (solist), Onur Tarhan (ritm gitar), Fahir Oltulu (bas), Türker Özdoğan (tenor saksofon) ve Timur Aldoğan (bateri) bulunuyordu.

Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları'nın repertuvarında ise “Little B” ,”A-me-ri-ca” ve “Hippy Hippy Shake” gibi şarkılar yer alıyordu.

1965 yılında Mesut Aytunca ve Erol Bilem'in ayrıldığı Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları temiz performanslarıyla ilgi toplarken, özellikle dinleyicilerinin coşkunluğu nedeniyle dönemin muhafazakar müzik yazarlarınca iğneleniyordu. Gökçen Kaynatan ise bu durumdan hiç de rahatsız olmuyor ve yaptıklarının bir gereksinimi karşılama amacını taşıdığını ifade ediyordu. 1965 yılında Gökçen Kaynatan'ın yol arkadaşları Timur Aldoğan (bateri), Aslan Süllam (org), Fahir Oltulu (bass), Onur Tarhan (ritm gitar), Kıymet Karaköse (solo gitar) ve Türker Özdoğan'dı (sax). Elektronik ile olan ilgisi o günlerde de bilinen Kaynatan, Oltulu’nun sesini eko ile Adamo'ya benzeterek müziğin gösteri tarafına da hakim olduğunu ispatlıyordu. 1965'in yaz sezonunda Kaynatan, Büyükada Mehtap Sineması (4 Temmuz) ve Caddebostan Budak Sineması’nda (10 Temmuz) verdiği konserlerle büyük ilgi topluyordu. Bu dönemde kadroya Timur Aldoğan'ın yerine piyanist Erdoğan Çaplı'nın 16 yaşındaki beatnik oğlu Kerim Çaplı alınmıştı.

1966 yılında ise Gökçen Kaynatan yeni kadrosuyla gene genç insanları peşinden sürükleyen bir grup olma özelliğini koruyordu. Sahnede yaptıkları ışık oyunları, perdeye yansıtılan belgesel görüntülerle Gökçen Kaynatan hâlâ ülkenin en iyi show grubuydu. Yeni kadrosunda Türker Özdoğan (saksofon), Mehmet Şahinbaş (bas), Onur Tarhan (ritm gitar), Sabi (solist), Aslan Süllam (org, piyano), Metin Tekman (bateri), Osman Onur (solist) ve tabii ki Gökçen Kaynatan yer alıyordu.

1966'nın sonlarında ise org ve vokalde Okan Dinçer'in katılımıyla grup tam anlamıyla beat moduna girdi ve gitar sololarının yanısıra Dinçer'in üç klavyeli orguyla yaptığı sololar da grubu iyice ajitatif bir hale getirdi. Grup konserlerinde "Boom, Boom, Boom", "Don't Bring Me Down", "Cadillac", "Wild Thing", "I Put A Spell On You" gibi şarkıları yorumluyordu. Grubun o yıl ikinci 45'liği olan sert bir surf denemesi niteliğindeki "Fırtına - Moda" yayınlandı. Bu plağa Gökçen Kaynatan’dan sonra damgasını vuran, üç klavyeli Hammond orgu ile Okan Dinçer'di.

1967 yılında grubunu dağıtan Gökçen Kaynatan önce askere, sonra da Almanya'ya elektronik müzik ve musique concrete öğrenimine gitti. Kaynatan, Türkiye'ye beraberinde elektronik müzik cihazları ile döndü. Dönemin parası ile 250.000 TL harcayarak Elektronikleri adını verdiği sanal grubunu kurdu (Mayıs 1972) Sanal grubu elektronikleri ile çalışmaya başlayan Kaynatan, yaptığı işi şu şekilde tanımlıyordu:

"...elimdeki elektronik aletlerle, kanallar arası ritm senkopları çıkarabiliyorum, anlamsız elektronik diye adlandırılan türde iddialı bir çok yapıtlar çıkarttım ortaya. Kainattaki tüm sesleri çıkartabilirim."

Kaynatan, çalışma yöntemini ise şu şekilde özetliyor: "İlkin, melodinin senaryosunu çıkartırım, sonra parçayı elektronik frekans düzenine uygularım. Daha sonra sıra tüm parçada kullanılan melodilerin hazırlanmasına ve icrasına gelir. Gerekirse parçalardaki vokal ve söz kısımlarını da kendim hazırlarım. Bunların yanısıra tonmaysterlik de bana düşer. İşte bunları yapmak için ya 4-5 kişi çalışmak ya da sihirbaz olmak gerekir."

Kaynatan'ın yaptığı çalışmalar döneminin elektronik müzik trendi ile 1950'lerin sonu ve 60'ların başında yapılan musique concrete'in bir sentezi gibidir. Ses elde etmek için 1960'ların başında uygulanan makara teypli, filtreli ve osilatörlü çalışma yöntemini benimseyen Kaynatan, 1970'lerdeki popüler Moog Synthesizer plaklarında kullanılan davul makinası ve konvansiyonel enstrümanları da kullanarak melez bir tür yakalamıştı.

Gökçen Kaynatan Kasım ayında, Ali Kocatepe'nin yeni kurduğu 1 Numara Plak'tan iki plak birden yayınladı. AK 06 ve 07 seri numaraları ile yayınlanan bu iki plaktan "Pencerenin Perdesini - Beyoğlu'nda Gezersin" elektronik müziğin melodik ve popüler kulvarında yer alırken, "Sihirbaz - Evren" ise atonal tarafta yer alıyordu. Kaynatan'ın ikinci plağındaki tarzda 1979 yılına kadar yaptığı diğer eserler ise, Kocatepe gibi cesur bir prodüktör tarafından yayınlanmadığı için, bugüne kadar üstadın arşivinde yayınlanacakları güne kadar yerlerini aldılar.

1974’de Almanya'ya giderek Mannheim Muzikhochschule'de EMS synthesizer üzerine ders alan Gökçen Kaynatan, ülkemize EMS synthesizer alarak 1976’da döndü. Bu dönemde yaptığı Cehennem adlı eseri Almanya’da ışık gösterisi ile bir kilisede icra etti. Frekansların kullanımı sonucunda ruh haline göre farklı etkiler yapabilen bir bilinçaltı müziği üretti. Almanya’da alabildiğine ses getiren bu çalışmanın akabinde Lost Island, Anjiyo, Doğanın Ötesi gibi yayınlanmamış eserler de üretti.

Ülkeye dönüşünde “Yıldız Yağmuru” adlı bir televizyon programında koreografisini, müziklendirmesini ve hikayesini kendisinin oluşturduğu performans çalışmalarında bulundu. Bu program kapsamında Meral Zuhal vokal grubuyla da 1977 yılı içerisinde ortak çalışmalar yaptı.

1979 sonrasında aktif müzik hayatından uzaklaşan Kaynatan, geçimini sağladığı iç mimarlık mesleğine döndü. Günümüzde müzikal üretimini, sürdüren Kaynatan, zaman zaman eski grubu Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları grubuyla TRT ekranlarında 1960’lardaki repertuvarını icra etmektedir. Korsan müzik konusunda bilirkişi olan Kaynatan, eserlerini bir box set kapsamında değerlendirmeyi planlamaktadır.

Yazı: Münir Tireli

Resim arşivi: Gökçen Kaynatan

Son Güncelleme ( Çarşamba, 13 Mayıs 2009 16:19 )

Videolar

Obtener y actualizar Macromedia Flash para visualizar este reproductor